Sektörel Politikalar Başkanlığı

Kuraklık mı Tarım Politikaları mı Daha Büyük Felaket? Kuraklık mı Tarım Politikaları mı Daha Büyük Felaket?

01 Haz 2021

Yaz mevsimine başlamış olduğumuz bugünlerde, her bir vatandaşımızın tenceresini etkileyecek olan büyük bir tehlike ortaya çıkmıştır. Kuraklık kapıyı kırmış, hasatlar yapılamamakta ve çiftçi can çekişmektedir. Çok yakın bir tarihte ise bunun yansıması vatandaşın mutfak faturalarında hissedilecektir.

Türkiye tarımı, başta tarımdan bihaber Tarım Bakanımız ve liyakatsiz kadroları olmak üzere pek çok sıkıntısına rağmen bugüne kadar bir şekilde ayakta kalmayı başarmıştır. Fakat geldiğimiz nokta itibariyle Türkiye’de 20’den fazla ilde kendisini gösteren kuraklık, önce çiftçilerimizin ve ardından tüketicimizin canını çok yakacak boyutlara varmıştır. Ülkemizdeki uzun dönem yağış ortalamaları dikkate alındığında; 2020 yılı Ekim ve Kasım ayı toplam yağışlarında % 53 azalma olduğu tespit edilmiştir.

Yağıştaki bu yetersizliğin etkisi 2020-2021 tarımsal üretim döneminin başında %10-20 düzeyinde verim kaybı olarak ifade edilirken, bugün verim kaybının %50’lileri aşamasından endişe edilmektedir. Özellikle kuru tarım alanlarında üretimi yapılan buğday, arpa, nohut, kırmızı mercimek ve yeşil mercimek ürünlerinde, bölgelere göre değişen oranlarda verim kayıpları yaşanacağı çiftçilerimizin en büyük örgütlü kuruluşu olan TZOB tarafından dile getirilmektedir. Sadece kuru alanlarda değil, sulu alanlarda da sulama randımanı düşüklüğü nedeniyle üretilen ürünlerde de verim kayıplarının olacağı TZOB’ce ifade edilmektedir. Çiftçilerimiz yapılan görüşmelerde de benzer değerlendirmelerde bulunmuştur.

Yeni başlayan mercimek hasatlarında da, buğday hasatlarında da bu durumu görmek mümkündür. Toprak Mahsulleri Ofisi verilerine göre, bu sezon buğday hasatımızda 1 milyon ton azalma olacakken, Ziraat Odaları Birliğine göre ise düşüş 2 milyon ton, hatta 3 milyon ton dolaylarında olabileceğini belirten uzmanlar da mevcuttur.

Bu konuda hem gıda üretimini hem de çiftçilerimizin gelir durumlarını etkileyen kuraklığın farkında olunmalı ve alınması gereken tedbirler mutlaka ivedi olarak alınmalıdır. Bir yandan da Covid-19 salgınının gıda arz güvenliği üzerindeki tehdidi de halen devam etmektedir. Yani parasıyla da olsa ihtiyaç duyduğumuz tarımsal ürünleri ithal edebileceğimiz ülke bile bulamayabiliriz.

Unutulmamalıdır ki tarım üretimindeki aksaklık hayvancılık sektörümüz de ciddi şekilde etkilenmekte, süt, yumurta, peynir gibi temel tüketim kalemlerimizin fiyatları yükselmektedir.

Dışa Bağımlılık Artarken Fiyatlar Yükseliyor

Yılda ortalama 19-20 milyon ton buğday üretimi gerçekleşmekte ve yaklaşık 10 milyon tonluk buğday da ithal edilmektedir. 10 milyon tonluk ithalatımızın yaklaşık %75’i Rus çiftçilerden yapılmaktadır. Sağlıklı bir tarım politikası neticesinde, hem artan nüfusu beslemeyi hem de Rus çiftçilere bağımlılığımızı azaltmayı başarmak için her sene buğday üretimimizin artması gerekmektedir.

Rusya’nın da pandemi dolayısıyla buğday satışlarına kısıtlamalar ve vergiler getirdiği bugünlerde buğdayın tonu 285-300 ABD dolarına satılmaktadır. Yine pandemi dolayısıyla bazı ülkelerin stok yapması ve bazı ülkelerin de buğday satışına sınırlama getirmesi, fiyatları daha da yükseltmektedir. Fiyatlar dolar bazında yükselirken, dolar da Türk Lirası bazında yükselince bir yandan gıda fiyataları artıyor diğer yandan mutfağa giren ürün de eksiliyor.

Kuraklığı Artık Doğal Bir Afet Olarak Göremeyiz

Kuraklık sadece yağış oranlarına yüklenebilecek bir doğal afet midir? Hayır! 1990’lı yılların sonundan itibaren, Türkiye’nin 2020’li ve bilhassa 2030’lu yıllarda ciddi bir kuraklık dönemine gireceği sıklıkla raporlanmıştır. Kuraklığın kıtlığa netice vermemesi için alınması gereken önlemler de bu çalışmalarda defalarca ifade edilmiştir.

Tarımsal üretimi etkileyen faktörler toprak, tohum, insan ve iklimdir. Bunlardan iklim dışında kalan diğer faktörler genellikle kontrol ve ıslah edilebilir. Tarım teknikleri ne kadar gelişirse gelişsin iklim faktörleri tarımsal üretimi önemli ölçüde etkilemeye devam etmektedir. Yağışların devamlılığını sağlayarak, su arzını artırmak elimizde olmasa da, kuraklıktan kaynaklanan olumsuz etkileri azaltmak elimizdedir.

Ülkelere düşen toplam yağış miktarlarına etki etmek çok olanaklı görülmemektedir. Ancak düşen yağıştan yararlanma, kullanılabilir su kapasitesinin arttırılması, etkin su yönetimi, toprağa düşen yağışın yeraltına sızdırılması, kaynakların kirletilmeden sürekli kullanımın sağlanması, kurak koşullara uygun iyi tarım uygulamaların geliştirilmesi kuraklıkla mücadele de önemlidir.

Türkiye su varlığının %74’ü sulama maksatlı olarak tarımda kullanılmakta ve bu suyun %82’sinin, suyun en fazla israf edildiği sulama şekli olan, salma sulama şeklinde yapılmaktadır. Tasarruflu sulama sisteminin birinci sırasında yer alan damla sulama sisteminde yaklaşık bu oranın %1, yağmurlama sulamada ise %17 civarında olduğu açıklanmaktadır. Sulamada kullanılan suyun %38’inin yer altı sularından karşılandığı ve bilinçsizce yapılan sulama sonucunda yer altı sularının azaldığı bilinmektedir.

Kulağını her türlü uyarıya tıkayan ve tek bir kişinin keyfi yönetimine terk edilen ülke tarımına DEVA olacak önerilerimizi kamuoyuna sunuyoruz!

Uzun Vadede Yapılması Gerkenler

Bu kapsamda, yeni bir şey söylemiyor, 1990’ların Türkiye’sinde bilinen fakat bugün görmezden gelinen gerçekleri hatırlatıyoruz:

  1. Bu memleketin suyunu heba etmeyin! Tarımdaki sulamalarda basınçlı sisteme geçilmeli, damla sulama sistemleri genişletilmelidir. Suyu barajdan tarlaya taşırken kurduğumuz taşıma sistemlerinde kaybı en aza indirmek için kapalı sistemlerde su taşıması yapılmalıdır. Günümüzdeki su taşıma sistemlerinin yaklaşık %70’inde su, barajdan çıkıp üzeri açık bir şekilde tarlalara ulaştırılmaktadır. Hem kaçak, hem de buharlaşma dolayısıyla suyumuzun yarısı israf olmaktadır.
  2. Sulu tarım alanlarını genişletin! Türkiye’de buğday üretiminin yaklaşık %80’i kuru tarım alanlarında, yani yağmura muhtaç olacak bir şekilde yapılıyor. Buradaki çiftçilerimi yağmurun yağma ihtimaline muhtaç bırakıp ardından “hava durumu da mı bizim suçumuz” demeyin, çiftçimizin aklıyla dalga geçmeyin.
  3. GAP, KOP, DAP gibi büyük sulama alt yatırımları süratle tamamlayın. Kapalı sulama kanalı sistemine geçin ve basınçlı sulama sistemleri yaygınlaştırın. Bu kapsamda verilecek kredilere sıfır ya da düşük faiz uygulayın ve kredinin ödeme süresini projenin uygulama ve getiri durumuna göre ayarlayın.
  4. Kuraklığa dayanaklı çeşitler geliştirin. Bilindiği üzere tohum tedariki noktası da dışa bağımlı bir noktadayız. Yapılacak laboratuvar araştırmaları ile kuraklığa karşı dayanıklı tohumların geliştirilmesini sağlayın. Kuraklık stresine dayanıklı, verim kalitesi yüksek, hastalıklara dayanıklı çeşit geliştirme çalışmaları yapın. Tarımda su kısıtı olduğu tespit edilen alanlarda su kullanımının azaltılmasını sağlamak amacıyla, bitkisel ürünlerin en uygun yetişme alanları, bitki su tüketimleri ve mevcut su varlığı gibi veriler de dikkate alınarak ürün deseni belirleyin. Bakanlıkça su kısıtı olduğu belirlenene havzalarda, modern yağmurlama ve damlama sulama gibi uygun sulama sisteminin uygulanması ve az su tüketen bitkilerin daha fazla desteklenmesi için teşvikler uygulayın.
  5. Teknolojşden yararlanın. Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Üretim Tahmin Sistemi kullanımına dayalı olarak, tarımsal rekoltenin izleme sistemi kurun. Bu kapsamda, tarımsal rekoltenin güncel tahminini, zaman ve ürün bazında gerçek zamanlı raporlama yapılmasını sağlayın. Hasar ve mahsul kayıpları için raporlama, iklimsel etkiler ve/veya bazı hastalıklara bağlı gelişimler ve riskler için erken uyarı sistemi kurun. Böylece, kuraklık etkilerinin takibi ve tahmini kolaylaştırın.
  6. Arazi kullanım planları yapın. Arazilerin doğal özellikleri, toprak ve su potansiyeli ve sosyoekonomik yapı gözetilerek arazi kullanım planları yapın. İşlenen tarım alanları ve meraların kullanımında toprak erozyonu, toprak sıkışması, toprakta ki yarayışlı suyun kaybı gibi arazi bozulmalarına neden olan yanlış kullanımları önleyin.
  7. Gölet ve barajları tamamlayın. Potansiyel su tutma kapasitesinin kısa sürede artırılmasına yönelik olarak ülke genelinde inşaatına devam edilen tarımsal kuraklık riski bulunan bölgelerdeki gölet ve barajları öncelikli olarak yapın veya tamamlayın.
  8. Tarım Bilgi Sistemini kurun ve kullanın. İklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerini çeşitli model yaklaşımları ve bölgesel iklim senaryoları ile belirleyen araştırma programları ile öncelikle buğday, ayçiçeği, pamuk, nohut, mercimek, kayısı, incir, zeytin, patates, domates ürün çeşitleri olmak üzere diğer ürünleri de kapsayacak şekilde tarımsal ürünler için iklim, fenoloji ve topoğrafya veri tabanı oluşturun ve Tarım Bilgi Sistemine dahil edin.
  9. Geleceğe dönük tüm havzalarda iklim değişikliği projeksiyonları yapın. Tüm havzalarda yeraltı ve yüzey suyu değişimini belirleyin. Tüm havzalardaki toplam su ihtiyaçları belirleyerek; içme ve kullanma suyu, tarım, sanayi, ekosistem ana sektörleri için planlamalar yapın. İklim-su veri tabanı oluşturun.
  10. Havza yönetimine geçişi sağlayın. Havza temelli kuraklık yönetim planlarını hayata geçirin ve tüm havzalar için kuraklık yönetim planları hazırlayın. Havza yönetim organizasyonları, havza bazlı üretim, havza bazlı destek, havza bazlı su yönetimi ve benzeri uygulamaları hayata geçirin.
  11. Tarımda sigortalılığı arttırın. Tarımda sigortalılık oranı Çiftçi Kayıt Sistemi kaydı olan çiftçilerle sınırlanmış olup yaklaşık %20’lik sigortalılık oranı bulunmaktadır. Tarım sigorta primi ve kuraklık tespiti konusuna düzenlemeler yaparak siğortalılığı teşvik edin, buradaki mağduriyetleri giderin.

Acil Alınması Gereken Tedbirler

Kısa vadede yapılması gereken ise, ürün tedariğini sağlayarak tüketici vatandaşımızın mağduriyetine deva olmaktır. Buna ek olarak, yüksek fiyatlarla gübre, mazot ve tarım ilacı alması rağmen üretim yapan fakat kuraklık nedeniyle ürün alamayan üreticimize de sahip çıkılmalı; çiftçi, dünün ihmali ile mahkum edildiği kaderi ile bugün başbaşa bırakılmamalıdır.

  1. Sıfır faizli işletme kredisi imkanı sağlamalıdır. Çiftçimizin yeni dönem ekilişlerinde gerekli olan tohum, mazot, gübre ve zirai ilaç gibi girdiler alımı için sıfır faizli işletme kredisi imkanı sağlanmalıdır.
  2. Gübre fiyatlarının düşürülmesi sağlanmalıdır. Tarım Kredi Kooperatiflerinin sattığı gübre fiyatının düşmesi sağlanarak, en büyük girdi kalemi hafifletilmeli, böylelikle hem çiftçimizin ve dolayısıyla da tüketicimizin cüzdanı rahatlatılmalıdır.
  3. Elektrik faturası hafifletilmelidir. Kuraklık yaşayan bölgelerdeki çiftçimizin elektrik faturası hafiletilmeli, yapılan destek miktarı artırılmalıdır.
  4. Çiftçi borçları ertelenmelidir. Kuraklığa maruz kalan alanlardaki çiftçilerimizin tarım kredi kooperatifi ve bankaya olan kredi borçları acilen faizsiz olarak en az bir yıl ertelenmelidir.
  5. Destek miktarları artırılmalıdır. Gübre ve mazot desteği olarak dönüm başına ödenen meblağlar, günümüz girdi maliyetleri ile karşılaştırıldığında “komik” olarak nitelendirilebilecek miktardadır. Bu destekler ile çiftçimize acilen rahat bir nefes aldırılmalıdır.

Anadolu Tarımı Yok Olmanın Eşiğinde

Yukarıda sayılan kısa ve uzun vadede çiftçilerimizin dertlerine deva olacak politikaları üretmek ve uygulamak için DEVA Partisi’nin liyakatli kadroları hazırdır. Fakat, görevi devralacağımız bir sonraki seçim dönemine kadar geçecek sürede Anadolu tarımını kurtarmak için acilen tedbirler alınması gerekmektedir.

Bu kapsamda Tarım Bakanına, bugünden itibaren görevini hakkıyla yerine getirmesi noktasında çağrıda bulunuyoruz. Aksi takdirde, insanoğlunun tarımı icat ettiği binlerce yıldır çift sürülen memleketimizde “Anadolu tarımını bitiren Bakan” olarak anılacaklardır.

DEVA Partisi olarak, aylardır tarım konusunda iktidarı acil önlem almaya çağırıyoruz. Pek yakında, ülkemizin başta iktidar felaketi olmak üzere, kuraklık ve salgın gibi felaketlerden kurtulması için canla başla çalışmaya devam edeceğiz.

Çiftçimiz de vatandaşlarımız da müsterih olsunlar.

Türkiye’nin DEVA’sı hazır, liyakatli DEVA kadroları hazır!

  • İLGİLİ ETİKET:
  • #SEKTOREL

SONRAKİ HABER

İktidarın Müjdesi Vatandaşın Kabusu Oldu

Sık Sorulan Sorulara Cevaplar

01 Haz 2021